Pek çok kez zamanın siz olmadan da aktığına şahit olmuşsunuzdur. Uyursunuz. Gece, gündüz olur. Derse gitmezsiniz ders işlenir. Bir kalpten çıkarsınız, o kalp sevmeye devam eder. Ne olursa olsun. Hangi duayı bilirseniz bilin. Herşey akıp gider.
Su jeti denen bir düzenekte suyu çok yüksek hızla (800 m/sn) ve 4000 bar basınçla 0.1mm kalınlıklı bir yarıktan güçlü bir pompa moturuyla geçirirseniz, su karşısına çıkan metali bile keser. Tıpkı siz olmadan akıp geçen zamanın, sizi ikiye bölebileceği gibi.
Zamanı göreli hala getiren sadece hızdır. Yüksek hız(ışık hızı) zamanı kısaltır. Örnek : İkiz paradoksu.
Zamanı yavaşlatabilirsiniz. Ama yaşanacakları, olacak olanları değiştiremezsiniz. Sizin yok olup gitmeniz, sadece sizi çarpmada ki 1 sayısından farksız kılmaz. Siz yok olup gitseniz, inanın hiçbir şey değişmez. Zaman yine geçer. Olan yine olur. Gelecek yine geliyor olacak. Geçmiş daha da geçmiş olacak.
Her gün kendinizi farklı şekillerde hissedebilirsiniz. Farklı hissetmenizi sağlayan şey zaman değil, duygularınızdır. Dünyayı ve insanları karmaşık kılan yine zaman değil, insan duygularıdır.
Onlarca kimyasalın salgılandığı insan vücudunda, her insanda salgılanan farklı hormanların miktarı da farklı olduğu için, insanlar hep farklı duyguları taşır.
Birbirleri ile aynı şeyleri taşıyıp, hissetme oranları oldukça küçüktür. Yani insanların birbirini anlamaları oldukça küçük bir ihtimaldir.
Her gün uyandığınızda sizin farklı hissetmenizi sağlayan şey, olaylara karşı tepki veren hormon metabolizmanızdır.
Tıpkı aşık olduğunuzda zamanın inanılmaz hızlı geçtiğini sanıp, o yok olup gittiğinde zamanın geçmeyeceğini ya da geçmediğini sandığınız gibi.
Her ne olursa olsun zaman geçer. Bugün hissettiğiniz şey değişir. Günlük hormon salgılarınız değişir. Bir olaya duyduğunuz acı değişir, mutluluk değişir. Sen değişirsin.
